1 - 11


Hormon tedavileri




Bazı kanserler çoğalabilmek için hormonlara gereksinim duyar. Hor­mon tedavileri, kanser hücrelerinin gereksinim duydukları hormonlara ulaşmasını ya da bu hormonları kul­lanmasını engelleyerek etki gösterir. Kemoterapiyle karşılaştırıldığında normal hücreler üzerinde çok daha az etkisi vardır. Ancak hormon teda­vileri, yalnızca hormonların etkisine duyarlı olan kanserlerde kullanılabi­lirler. Bu kanserlerin başlıcaları me­me ve prostat kanseridir, ancak kimi zaman tiroid ve endometrium (rah­min iç çeperi) kanseri de hormon te­davisine yanıt verir. Hormon ilaçları sıklıkla tablet olarak verilir. Etkileri kemoterapiye göre daha geç ortaya çıkar ve fark edilebilir etki için aylar boyunca kullanılmaları gerekebilir.

Meme kanseri
Meme kanseri bulunan kadınlar için en sık verilen ilaç tamoksifendir. Tamoksifen, östrojen adı verilen hor­monun kanserli hücreleri çoğaltıcı etkisini ortadan kaldırır. Ameliyat sonrasında ek tedavi (adjuvan) ola­rak verildiğinde, tamamen iyileşme şansını artırabilir. Yardımcı tedavi olarak tamoksifenin genellikle beş yıl boyunca kullanılması önerilir. Tamoksifen, özellikle laboratuvar test­lerinde östrojen reseptörleri pozitif olan kadınlarda yararlıdır. Östrojen reseptörü, bazı kanser hücrelerinin yüzeyinde büyük miktarlarda bulu­nan karmaşık bir kimyasal molekül­dür (östrojen reseptörüne ER adı da verilir).

Pek çok kadın hasta tamoksifeni iyi tolere eder, ama kimi zaman sı­cak basması, az miktarda kilo artışı ve vajinal akıntı gibi yan etkiler gö­rülebilir. Çok nadiren tamoksifen va­jinal kanamaya yol açabilir. Böyle bir durumda hastanın doktorunu haber­dar etmesi ve kanamanın nedeninin araştırılması gerekir. Kanama genel­likle rahmin iç çeperini örten doku­nun kalınlaşmasından kaynaklansa da, çok ender olarak ameliyat ge­rektiren erken evrede bir kanser ola­bilir.

Tamoksifen iyileşme şansını artıran ek bir tedavi olarak kullanılması­nın yanında, palyatif tedavide de çok yararlıdır. Bazı kadınlarda belirti­leri iyileştirebilmekte ve kanserleri uzun süreler boyunca kontrol altında tutabilmektedir. Aynı amaçla kulla­nılan başka hormon ilaçları da vardır ve bunların bazılarının tamoksifenden biraz daha etkili olabileceğini düşündüren kanıtlar bulunmaktadır. Bunlar arasında günde tek tablet olarak verilen anastrozol, eksemes-tan, İetrozol ve toremifen, ayrıca ka­rın bölgesinde deri altına bir enjeksi­yonlarla ugyulanan goserelin bulu­nur. Meme kanseri için kullanılan tüm palyatif hormonal tedaviler, da­ha yavaş büyüyen kanserlere karşı daha etkili olma eğilimindedir.

Genel olarak bu ilaçlar az sayıda soruna yol açsa da, kimi kadınlarda hafif şiddette bulantı, sıcak basması ve saçlarda hafifçe incelme gibi yan etkilerle karşılaşılabilir. Hormon te­davileri bazı kadın hastalarda kan­serleri uzun süre remisyonda tuta-bilse de, sonuçta tümörler direnç kazanıp kontrolden çıkma eğilimi gösterebilir. Öte yandan, bir hasta bu ilaçlardan birine iyi yanıt verdiy­se, hastalık yinelediğinde bir diğeri­ne yanıt verme olasılığı yüksektir.
Tamoksifenin yüksek riskli kadın­larda meme kanserine karşı koruma sağlayabileceğini düşündüren bul­gular vardır, ancak bu konu henüz tartışmalıdır.

Prostat kanseri
Bu kanser türü, hücreleri uyararak bölünmelerine yol açan erkek cinsi­yet hormonlarını etkisiz kılan hormon tedavilerine genellikle yüksek oranda yanıt verir. Daha önceleri bu amaçla iki taraflı orşiyektomi adı ve­rilen ve testislerin çıkartılmasından oluşan bir işlem kullanılmıştır. An­cak günümüzde goserelin ve löpro-relin dahil, birbiriyle yakından bağ­lantılı ilaçlardan birini kullanarak da aynı etki sağlanabilmektedir; bu ilaçların yavaş salıverilen formları, her üç ayda bir karın duvarı derisinin altına enjeksiyon yoluyla uygulana­bilir.
Ancak bu ilaçlar kimi zaman ilk kullanımdan hemen sonra kanserin büyümesini uyarabilmektedir. Bu et­ki, prostat kanserinde kullanılan ve anti-androjen olarak adlandırılan bazı ilaçların (örn. flutamid ya da siproteron) ilk enjeksiyondan kısa süre önce ve yaklaşık üç hafta sonra tablet biçi­minde alınmasıyla engellenebilir.

Prostat kanserindeki hormon te­davileri genellikle iyi tolere edilseler de, cinsel istek kaybına ve empotansa (iktidarsızlık) neden olabil­mektedir. Ameliyat ya da radikal radyoterapi için uygun olmayan ileri evrede kanserli erkeklerde sıkça önerilmekle birlikte, ameliyat ya da radyoterapide başarı şansını artır­mak amacıyla birincil kanseri küçült­mekte de kullanılabilir.

Diğer ilaçlar
Özel bir lamba ya da lazerden yayı­lan özel bir ışık türünün vereceği ha­sara karşı duyarlılık kazandıran ilaç lar da kullanılabilir. İlaç uygulandık­tan sonra ışık gereken yere yönlen­dirilir ya da lazer ışığı içi boş organ­lara sokulan fiberoptik kablolarla ta­şınabilir ve hatta doğrudan doku içerisinde ilerletilerek derin yerle­şimli tümörlere bile ulaştırılabilir. Fo-todinamik terapi adı verilen bu te­davide en üst düzeyde etki doğru bir odaklanmayla sağlanabilir. Özel­likle deri, yemek borusu (özofagus), mesane ve akciğer kanserlerinde ve kanser öncesi oluşumlarda çok ya­rarlı olabilmektedir. Küçük yüzeysel kitleleri tamamen yok edebilmekte ve ileri evre kanserli seçilmiş hasta­larda yararlı bir rahatlama sağlaya­bilmektedir.

Bağışıklık sistemimizin enfeksi­yonlarla savaşırken kullandığı meka­nizmaları kullanarak kanser hücrele­rini öldürmeyi hedefleyen bazı teda­viler de geliştirilmiştir. İnterferon ya da interlökin gibi bağışıklık sistemi­nin normal bileşeni olan karmaşık kimyasal maddeler üretilip, enjeksi­yonla yüksek dozlarda uygulanabil­mektedir. Grip benzeri belirtiler gibi rahatsız edici yan etkileri olsa da lenfoma, miyelom, bazı lösemi tür­leri, AİDS’le bağlantılı Kaposi sarko­mu, böbrek kanseri ve melanom da­hil, görece ender bazı kanser tiple­rinde tümöre karşı yararlı etkileri vardır.

Vücudumuz bize saldıran bakteri ya da virüsleri yok edebilmek için antikor adı verilen bazı karmaşık kimyasal maddeler üretir (antikorlar bir tür sihirli mermiye de benzetilebi­lir). Günümüzde, aynı mantıktan yo­la çıkılarak, bazı özel kanser türlerinin son derece özgül bazı bileşenlerini hedefleyen antikorlar laboratuvarlarda üretilebilmektedir. Bu gelişmeler sonucunda antikorların ya da onların etkisini daha da artıran diğer toksin ya da radyoaktif maddelerle kombi­nasyonlarının kullanıldığı, heyecan verici yeni tedaviler geliştirilmiştir. Bu antikorlar kanser hücrelerine en­zim taşımak için kullanılabilir. Daha sonra bu enzimler hastaya verilen ve aktif olmayan ön ilaçları, gerek duyu­lan bölgelerde yüksek yoğunlukta aktif sitotoksik ilaçlara dönüştürür. Ayrıca kemoterapi ile birlikte de kul­lanılabilir. Alerjik tepkilerle oldukça sık karşılaşılsa da, günümüzde anti­kor tedavisinin bazı lenfoma ve me­me kanseri türlerinin tedavisinde çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır.

Bağışıklık sisteminin kanserle sa­vaşını uyarmak amacıyla aşı kullanıl­ması henüz deney aşamasındadır ve özellikle barsak kanseri ve melanomlarda ilk sonuçlar umut verici­dir.

Son yıllarda yürütülen araştırma­larda, kanser hücrelerinde bulunan ve bu hücrelerin kötü huylu olmala­rına yol açan son derece karmaşık süreçlerde çok önemli bileşenler olan pek çok protein molekülü türü tanımlanmıştır. Bu proteinlerle etki­leşime girerek, hücrenin komut zin­cirini bozan yeni ilaç tipleri üretil­miştir. Bir kronik lösemi türünde ol­duğu gibi, bu tedavilerin başarıyla kullanımına da başlanmıştır. Hücre­lerde kötü huylu değişim ve davra­nışlarda rol oynayan süreçler konu­sunda edinilen bilgilerin, oldukça yakın bir gelecekte daha pek çok ye­ni ilacın üretilmesini sağlayacağı tar­tışmasızdır.




Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Aşağıdaki konuları okudunuz mu?

1 - 11