2 - 112»


Psikolojik destek gereksinime



Pek çok kişi en gerek duyduğu anda psikolojik destekten yoksun kalabil­mektedir. Bu belki gereksinimlerini dile getirmekte çekingen davran­malarından, belki de böyle bir talep­te bulunmamalarından kaynaklana­bilir. Duygusal anlamda kendinizi zorda hissediyorsanız, tedavinizden ya da bakımınızdan sorumlu ekibin üyelerinden biriyle konuşmanız ger­çekten de yararlı olabilir.

Doktorlar bazı hastaların, hastalı­ğı değişik açılardan, kapsamlı biçim­de (örn. tedavi, hastalığın yaşamları, aile ve sosyal ilişkileri üzerindeki et­kileri vs.) tartışmaya ne kadar gerek duyduklarını her zaman tam olarak anlayamayabilir. Yine de bu size kar­şı sorumluluklarının önemli bir par­çasıdır ve özellikle ailesiyle ya da ar­kadaşlarıyla konuşmakta güçlük çe­ken hastaların, kendilerini kaygılan­dıran konuları doktorlarına anlat­maktan kaçınmamaları gerekir.

Kanser hastalarının çoğu doğal olarak kendilerini gergin ya da çökkün hissedebilmektedir. Pek çok hasta yalnızlıktan ve yalıtılmışlıktan korkmakta ya da kendisini öyle algı­lamaktadır. Yadsıma ve öfke de sık karşılaşılan tepkiler arasındadır. Tüm bunlar anlaşılabilir şeylerdir ve rahatsızlık yaratan bir duruma karşı oluşturulan, tamamen doğal tepki­lerdir. Konulan tanı size söylendik­ten hemen sonra ve tedavi başlaya­cağı zaman bu duygular daha da yo­ğunlaşabilir. Bilinmeyenden duyulan korku da önemli rol oynayabilir. Za­manla bu duygular hafifler.

Ancak yineleyebilen ya da yayılabilen bir hastalığınız olduğu gerçe­ğini kabullendikten sonra bile, en küçük belirtide, kontrol muayenesi için doktorla görüşmeye gittiğinizde ya da kanserden ölen birilerini duy­duğunuzda kaygılarınız tekrar ortaya çıkabilir. Testlerin sonuçlarını bekle­mek de çok büyük stres yaratabilir. Bu tür tepkiler de zamanla azalmak­la birlikte, başarılı bir tedaviden yıl­lar sonra bile hastanın yoğun korku­ları devam edebilir.

Ameliyat görünümünüzü ya da kendi gözünüzdeki imajınızı değişti­rip, ciddi psikolojik etkilerde buluna­bilir. Özellikle mastektomi, laringek-tomi ya da kolostomi gibi işlemlerin uygulandığı hastalar artık çekici ol­madıkları düşüncesine kapılabilir. Cinsel istek ve güçlerini yitirebilir. Ba­zıları çıplakken aynada kendilerine bakmak istemez ya da eşlerinin ken­dilerini çıplak görmesine veya yatak­larını paylaşmasına izin vermez.

Kanserli her dört hastadan yakla­şık birinde görece ciddi ya da inatçı depresyon gelişir. Daha toksik teda­vilerde, genç hastalarda, ciddi kan­serlerde, sosyal güçlükleri olanlarda ve geçmişte akıl sağlığı sorunu ya­şamış olanlarda bu tür sorunlarla da­ha sık karşılaşılır. İştah kaybı, uyku bozukluğu, konsantrasyon güçlüğü, bellek bozuklukları, huzursuzluk, umutsuzluk ve anlamsızlık duygula­rı, panik ataklar, terleme, çarpıntı ve titreme gibi belirtiler görülebilir. Ki­mi zaman hastalarda mantıksız suç­luluk duyguları gelişebilir. Yanlış bir düşünceye kapılarak, yaşam tarzları ya da bazı duygusal eğilimler yü­zünden hastalığı kendilerinin davet ettiğine inanabilirler. Kimileri ise (ta­mamen yanlış biçimde) hastalığın bulaşıcı olmasından kaygı duyar. Ba­zıları kendilerini damgalanmış hisse­der ve sosyal yaşamdan çekilir.


Etiketler: , , , , , , ,


Aşağıdaki konuları okudunuz mu?

2 - 112»