Psikolojik destek gereksinime
Pek çok kişi en gerek duyduğu anda psikolojik destekten yoksun kalabilmektedir. Bu belki gereksinimlerini dile getirmekte çekingen davranmalarından, belki de böyle bir talepte bulunmamalarından kaynaklanabilir. Duygusal anlamda kendinizi zorda hissediyorsanız, tedavinizden ya da bakımınızdan sorumlu ekibin üyelerinden biriyle konuşmanız gerçekten de yararlı olabilir.
Doktorlar bazı hastaların, hastalığı değişik açılardan, kapsamlı biçimde (örn. tedavi, hastalığın yaşamları, aile ve sosyal ilişkileri üzerindeki etkileri vs.) tartışmaya ne kadar gerek duyduklarını her zaman tam olarak anlayamayabilir. Yine de bu size karşı sorumluluklarının önemli bir parçasıdır ve özellikle ailesiyle ya da arkadaşlarıyla konuşmakta güçlük çeken hastaların, kendilerini kaygılandıran konuları doktorlarına anlatmaktan kaçınmamaları gerekir.
Kanser hastalarının çoğu doğal olarak kendilerini gergin ya da çökkün hissedebilmektedir. Pek çok hasta yalnızlıktan ve yalıtılmışlıktan korkmakta ya da kendisini öyle algılamaktadır. Yadsıma ve öfke de sık karşılaşılan tepkiler arasındadır. Tüm bunlar anlaşılabilir şeylerdir ve rahatsızlık yaratan bir duruma karşı oluşturulan, tamamen doğal tepkilerdir. Konulan tanı size söylendikten hemen sonra ve tedavi başlayacağı zaman bu duygular daha da yoğunlaşabilir. Bilinmeyenden duyulan korku da önemli rol oynayabilir. Zamanla bu duygular hafifler.
Ancak yineleyebilen ya da yayılabilen bir hastalığınız olduğu gerçeğini kabullendikten sonra bile, en küçük belirtide, kontrol muayenesi için doktorla görüşmeye gittiğinizde ya da kanserden ölen birilerini duyduğunuzda kaygılarınız tekrar ortaya çıkabilir. Testlerin sonuçlarını beklemek de çok büyük stres yaratabilir. Bu tür tepkiler de zamanla azalmakla birlikte, başarılı bir tedaviden yıllar sonra bile hastanın yoğun korkuları devam edebilir.
Ameliyat görünümünüzü ya da kendi gözünüzdeki imajınızı değiştirip, ciddi psikolojik etkilerde bulunabilir. Özellikle mastektomi, laringek-tomi ya da kolostomi gibi işlemlerin uygulandığı hastalar artık çekici olmadıkları düşüncesine kapılabilir. Cinsel istek ve güçlerini yitirebilir. Bazıları çıplakken aynada kendilerine bakmak istemez ya da eşlerinin kendilerini çıplak görmesine veya yataklarını paylaşmasına izin vermez.
Kanserli her dört hastadan yaklaşık birinde görece ciddi ya da inatçı depresyon gelişir. Daha toksik tedavilerde, genç hastalarda, ciddi kanserlerde, sosyal güçlükleri olanlarda ve geçmişte akıl sağlığı sorunu yaşamış olanlarda bu tür sorunlarla daha sık karşılaşılır. İştah kaybı, uyku bozukluğu, konsantrasyon güçlüğü, bellek bozuklukları, huzursuzluk, umutsuzluk ve anlamsızlık duyguları, panik ataklar, terleme, çarpıntı ve titreme gibi belirtiler görülebilir. Kimi zaman hastalarda mantıksız suçluluk duyguları gelişebilir. Yanlış bir düşünceye kapılarak, yaşam tarzları ya da bazı duygusal eğilimler yüzünden hastalığı kendilerinin davet ettiğine inanabilirler. Kimileri ise (tamamen yanlış biçimde) hastalığın bulaşıcı olmasından kaygı duyar. Bazıları kendilerini damgalanmış hisseder ve sosyal yaşamdan çekilir.
Etiketler: aile, bakım, destek, duygusal, ek, gereksinim, Kanser, sosyal
Aşağıdaki konuları okudunuz mu?
- Klinik çalışmalar
- Kanserden korunmak için 30 yol
- Özel bakım evleri
- 120 yaşına kadar yaşamanın sırrı
- Radyoterapi nasıl etkide bulunur ?
- Kanser ameliyat
- Radyoterapi nasıl uygulanır ?
- Kemoterapi
- Hormon tedavileri
- Psikolojik destek gereksinime
- Fiziksel belirtilerin kontrolü
- Diğer belirtilerin kontrol altında tutulması
- İzleme
- Yaşam kalitesini artırmaya yönelik ameliyat
- Radyoterapinin yan etkileri
- Kanser ilaç tedavileri
- Kemik iliği ve kök hücresi nakli
- Kanser aile ve arkadaşları
- İletişim
- Tam iyileşme amaçlı cerrahi ameliyat
- Kanser ek bakım
- Psikolojik destek sağlamak